Gümüşhanelilerin Buluşma Noktası...                 Favorilere ekle Giriş sayfası yap | Ana Sayfa

    Gümüşhane
Ana Sayfa
Fotoğraflar
Tarihçe
Coğrafya
Ekonomi
İdari
Turizm
Eğitim
Ulaşım
Sağlık
Nüfus
Ünlüler
Yaşam
Spor
Tarım
Hayvancılık
Geleneklerimiz
Yemeklerimiz
Yaylalarımız
Şenliklerimiz
Derneklerimiz
    İdari Yapı
Resmi Kurumlar
Tarihçe
Valilerimiz
Milletvekillerimiz
Belediyeler
Köyler
     Kültür-Sanat
Edebiyat
Folklor
Yöresel Dil
Türkülerimiz
Manilerimiz
Atasözlerimiz
Deyimlerimiz
Bilmecelerimiz
     İlçelerimiz
Kelkit
Köse
Kürtün
Şiran
Torul
     İnteraktif
Ziyaretçi Defteri
Gümüşhane Forum
Wallpaper
Webmaster
Linkler
E-mail
Seri İlan
Web Chat
     Gerekli
Namaz Vakitleri
Hava Durumu
Yol Durumu
Deprem Haritası
Gümüşhane Haritası
Önemli Telefonlar

 

 

 

 













 

 ÜNLÜLER

Hüseyin Nihal ATSIZ

HAYATI (1905-1975)

Hüseyin Nihal ATSIZ Bey´in babası, Gümüşhane ilinin Dorul ilcesinin Midi köyünden “Çiftcioğulları” ailesine mensup (Deniz Makina Önyüzbaşısı) Hüseyin Ağa´nin oğlu (Deniz Güverte Binbaşı) Mehmet Nail Bey olup; annesi ise, Trabzon´un kadıoğulları ailesinden (Deniz Yarbayı) O)sman Fevzi Bey´in kızı fatma Zehra Hanım´dır

Atsız´ın babası Mehmet Nail Bey (1877-1944) donanmaya girer ve Deniz Güverte Binbaşlığına kadar terfi eder. 1903 yılındaYüzbaşı iken ilk eşi Fatma Zehra Hanim´la evlenir. Bu evlilikten, 12 Ocak 1905´de Hüseyin Nihal, 1 Mayıs 1910´da Ahmet Necdet (SANCAR) ve Aralık 1912´de de Fatma Nezihe (ÇİFTÇİOGLU) olmak üzere üç çocuğu olur.

Atsız, ilkokula, altı yaşında, Kadıköy´de ki Fransız okul´unda başlar. Fakat çok geçmeden, çıkan bir yangında okulun yanması sonucu aynı semtteki Alman Okulu´na verilir (1911). Bir süre sonra, Kızıldeniz´de bulunan Malatya ganbotunun suvarisi olan babasının yanına gider.Bu arada Türk-İtalyan savaşı çıkar ve ganbotun İstanbul´un emri ile Süveyş´e sığınması üzerine Atsız´da bir kaç ay Fransız okuluna devam eder.

İstanbul sultanisi´nin onuncu sınıfında iken (1922) , imtihanla Askeri Tıbbiye ´ye girer. Tıbbiyeden sonra Kabataş Lisesi´nde üç ay kadar yardımcı öğretmenlik yapar. Bilahere Deniz Yollar´ının “Mahmut Şevket Paşa” adlı vapurunda katip olarak calışır ve birkaç seferde katılır. Ancak bu işden tatmin olmaz ve 1926 yılında İstanbul Darulfünunu´nun (üniversitesinin) Edebiyat Fakültesinin yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi´ne kaydolur.

Atsız fakülteden mezun olduktan sonra, Hocası Köprülü, Maarif Vekaleti nezdinde Atsız için aracılık eder ve sekiz yıllık mecburi hizmetlerini affettirerek, kendi yanına asistan olarak alır. (25 Ocak 1931)

15 Mayıs 1931´de “ATSIZ MECMUA” yı çıkartmaya başlar. Yazı kadrosuna M.Fuat Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdulkadir İnan gibi ilim adamlarınında dahil bulunduğu bu “Türkçü ve Köyçü” dergi, Ziya Gökalp´ten sonra Cumhurriyet döneminde Türkçülük çiğrını açar. Dergi, 25 Eylül 1932 tarihine kadar 17 sayı çıkar. Atsız, ORHUN dergisinin 1 Mart 1944´te rihli 15. sayısında , İsmail Hakkı Baltacıoğlu´nun 1944 Şubat´ında Halkevinde verdiği konferansta koministlerin küstah hareketleri ve sözleri nedeniyle, devrin başkşnı Sükrü Saraçoğlu´na hiben bir “Açık Mektup” yayınlar. Bir yıl önceki Türkçe sözleri hatırlatılarak “solculuğun müsamaha ve kayitsizliktan faydalanarak sinsi sinsi ilerlediğini” açıklar. Bunu ikinci Mektup takip eder. Yurdun her yerinden ilgi gören açık mektuplar, kisa zamanda ülkenin gündemini mesgul etmeye baslar. Bu durumdan tedirgin olan zamanın Milli Eğitim Bakanı tarafından, Atsız´ın Boğaziçi Lisesin´deki Edebiyat ögretmenliği görevine 7 Nisan 1944 tarihinde son verir. Dergi kapatılır ve Atsız hakkında dadava açılır.

Atsız İstanbul´da oturduğu için, trenle Ankara´ya gider, garda binlerce genç tarafından karşılaşılır. Birçok genc tutuklanır. Mahkeme, Atsız´ı 4 ay hapis cezasinada mahkum ederse de daha önce mahkumiyeti olmadığı ve iyi hali gözedilerek, cezalarının teciline karar verir.

“Irkçılık-Turancılık” davası , 7 Eylül 1944 den itibaren haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum devam ederse 29 Mart 1945 tarihli duruşmada , Atsız 6,5 yıla arkadaşlarıda muhtelif cezalara mahkum edilirler. Temyüz üzere Askeri Yargıtay kararı esastan bozar. Atsız, 1,5 yil kadar tutuklu kaldıktan sonra 23 Ekim 1945 tarihinde tahliye edilir.

1950-1951 öğrenim yılının başında Haydar Paşa Lisesi Edebiyat Öğretmenliğine getirilen Atsız, burada iki yıl görev yaptı. Bu defa da, 3 Mayıs´in kutlamalari icin Ankara´da verdiği ilmi bir konferans bahane edilerek öğretmenlikten alındı ve Süleymaniye Kütüphanesindeki eski görevine iade edildi. (1952).Burada 17 yil calıştıktan sonra 1969´da emekliye ayrildi.

1950-1952 yılarında yayınlanan haftalık Orhun dergisinin başyazarliğini yaptı. 1962´de kurulan Türkçüler Derneği´nin genel başkşnlığını üstlendi. 1964´den vefatina kadar Ötüken dergisini yayınladı. Ötüken´de bölücülük hareketlerine karşı dikkatleri ceken yazıları sebebiyle kendisi “bölücülük” iddiası ile suclanarak yargılandı.

Fikir hareketini yürütmek, Allah´tan başka kimsenin önünde eğilmemeyi, Allah´tan başka kimseden korkmamayı, dünya ile ilgili arzu ve ihtiyaçlara tenezzül etmemeyi gerektirir ki, her zaman saygı ve hayranlıkla andığımız Atsız; baş eğmeyen, diz çökmeyen ve bütün baskılara rağmen susmayan, susturulamayan bir dava adamı olarak, arkasından silinmez izler bırakarak tarihe geçmiştir.

Nihal Atsız son derece mütevazi imkanlar içinde yaşamasına rağmen, Türk Edebiyatı´nın ve türk fikir hayatının en değerli eserlerine dev boyutta eserler katmış ve tek başına Türk Milliyetçiliği´nin akademisi haline gelmiştir.

O hep vatanı için
Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim
Bir ülkünün muhabbetinin zirvesindeyim
Dünya denen mezellete dalsın her isteyen
Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.


 

YOLLARIN SONU

Bugün yolanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardından saatlerce yol giden
İtler bile gülecek kimsesizliğimize.

Gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların...
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
Dün benimle birlikte giden tanıdıkların
Yalnız bir hatırası kaldı yanımda.

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünlü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Değişilir topu da bir sokak kaltağına.

İster düşün... Kendini ister hayale kaptır....
Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
Sevimli bir hayale açılırken kolların.

Ey doğunun alnımı serınleten rüzgarı !
Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları.
Düştüğü yer uzakta “DİLEK” adlı bir saray.

 

© Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
ALL RIGHTS RESERVED DURUKAN TASARIM SERTAÇ DURUKAN