İnsan hayatının
önemli bir bölümünü kapsayan, evlilik ve öncesinde
yaşanan bir dönemdir. Bu dönemde ağızdan ağıza
anlatılanlarla veya devam eden uygulamalarla
günümüze kadar gelmiş töreler vardır.
Yaradılışı gereği insanoğlu tek başına yaşayamaz.
Her zaman hayatını paylaşacağı, birlikte
yaşayacağı kimseye ihtiyaç duymuştur.
Birlikte yaşama isteği, sevgi, saygı ve hoşgörüyle
birleşince zamanla meşruluk kazanarak evliliğe
dönüşmüştür. Evlilik Türk Kültürü'nde önemli bir
yere sahiptir.
Gümüşhane yöresinde düğün kültürünün anlatımına
yöresel olan şu mani ile başlayalım:
Elmanın irisini Kuş yedi birisini Evlenmek bir
keredir Seç de al iyisini
"Ata binmesi bir ayıp, inmesi iki ayıp"
sözüyle evliliğin geri dönülecek bir yol olmadığı,
"Kırk ölçüp bir biçmek"
deyimiyle de doğru
karar vermenin önemi vurgulanır.
Gümüşhane yöresinde evlenme yaşı çok önceleri
kızlarda 15-16, erkeklerde 15-20 olarak
belirlenirdi. Köylerde erken evlenme çiftçi olan
aileye işgücü katkısı sağlama, büyüklere hizmet,
bir de "Erken evlenen dol alır, erken kalkan yol
alır" atasözünde olduğu gibi nüfusun çoğalması
amacıyla yapılırdı. Ancak günümüzde eğitim ve
öğretim, maddiyat ve bu gibi nedenlerden dolayı
evlilik yaşı yükselmiştir.
Kız veya erkeğin çağı gelince, bilhassa erkek
çocuğun anne ve babasında bir telaş başlar,
oğullarına eli yüzü düzgün, güzel huylu,
becerikli, temiz aileye mensup bir gelin adayı
bulabilmek
amacıyla özellikle oğlan anası, (oğlunun da
gönlünden geçenleri öğrenerek) ana-oğul ve çok
yakın akrabalar kendilerine göre en iyisinde
anlaşırlar. (Ancak günümüzde olay farklılık
kazanmıştır. Evlenecek kişilerin görüşleri Ön
plana alınmaktadır.)
•Görücü Gitme
Evlenme, köylerde bilhassa görücü usulüyle olur.
Oğlanın anası babası gelin adayını tanır. Gelin
adayı tanındıktan sonra kızın aile yaşantısı
titizlikle araştırılır. Kızın becerikliliğini
anlamak için halı üzerinde bulaşık yıkattırılır,
etrafı kirletmeden bulaşık yıkanırsa adayın
becerikli olduğu anlaşılırdı. Örgü Ören bir hanım,
yumağını koltuk ve kanepe altına bilinçli olarak
gönderir, yumak geriye toz almadan gelirse, evin
temizliği hakkında bilgi edinilirdi. Erkek anası
tarafından kızı görüp beğenmenin bir yerinin de
hamamlar olduğu söylenir. Bütün bu incelemelerden
sonra, kızın kendilerine denk olduğu intihasına
varırlar. Erkek tarafından kız isteme konusunda
becerikli olan iki hanım, kız evine gönderilir. Bu
gidişler habersiz olur. Geleneklere göre evinde
kızı olan aileler her zaman derli toplu olmak
mecburiyetindedir. Çünkü her an kapısı
çalınabilir.
Görücüler gelme nedenleri bilinsin bilinmesin
geleneklerimiz gereği güler-yüzlü karşılanırlar.
Uzaktan gelenlere çeşitli ikramlar yapılır.
Görücülerin başı, geliş nedenlerini bilmeyen
aileye çeşitli esprilerle geliş nedenlerini
anlatır. Sohbet sırasında evin tertip düzeni
gözden geçirilir, Bu arada kızın ve ailenin ağzı
yoklanır. Gelen görücülerden kızın haberi varsa,
giyinir süslenir, görücülerin karşısına çıkar. Bu
davranış görücüler için müsbet bir cevaptır.
Edinilen olumlu izlenimlerden sonra sıra dünürcü
gitmeye gelir.
•Dünürcü Gitme
Beğendikleri kızı oğullarına almak isteyen aile
birkaç yakınını alarak kız evine gider. Buna
"dünürcü gitme" denir. Dünürcüler havadan sudan
konuştuktan sonra "Allah'ın emri Peygamber'in
kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz" derler. Kız
tarafı , kızını verme taraftarı olsun olmasın,
gelenlerden düşünmek için süre ister. Uzak yerden
gelenlere töreler icabı yemek ikram edilir. (Ancak
yemek ikramının nedeni misafirlere açıklanır)
Düşünme süresi içinde kız evi durumu akrabalarına
danışır. Öncelikle büyüklere , danışmak
usûldendir. Amaç onların da gönlünü almaktır.
Karar yine de anne babanındır. Karar verme
süresinin bitiminde tekrar oğlan evi, kız evini
ziyaret eder. İsteme cümlesi tekrarlanır. Kızın
annesi "Biz bilmeyiz, babası bilir" diyerek topu
babaya atar. Misafirler uğurlanır. Birkaç gün
sonra oğlan tarafı sözü dinlenen saygın kişilerle
kız evine tekrar gelir. İçlerinden en saygın kişi,
kızın babasına hitaben "Allah'ı}} emri,
Peygamber'in kavli..." diyerek söze başlar ve
olayı açıklar. "Kız evi naz evidir. Kızın babası
vakti iki edelim,danışacak yerlerimiz var" diyerek
tekrar gelmelerini ister. Bu gelişte kız babası
oğlan tarafına "Allah yazmışsa ne diyelim" sözüyle
gönüllerinin olduğunu bildirir. Bu arada tatlı
kahve içilir. Erkekler ve bayanlar ayrı
odalardadırlar. Kahveleri getiren gelin adayı,
dünürcüler kahveyi içinceye kadar elleri önden
bağlı divan durur. Başı öne eğik dünürcüleri
dinleyerek sezdirmeden kızın tavır, davranış ve
fiziki yapısını incelerler. (Ancak kız tarafı
vermeye taraftar değilse, kahveler şekersiz, acı
olarak verilir. Bu "hayır" anlamındadır.
Kızın babasının olumlu cevabından sonra nüfus
cüzdanı oğlanın babasına teslim edilir. Nüfus
cüzdanı varsa kızın erkek kardeşi veya bir yakını
tarafından beyaz işlemeli bir mendile sarılarak
gümüş tepsi içinde oğlanın babasına sunulur. Oğlan
babası da nüfus kağıdına karşılık, bir miktar
parayı tepsiye bahşiş olarak bırakır. Artık kız
verilmiştir. Yöremizde başlık parası yaygın
değildir. Nüfus kağıdı verilince kız-oğlan babası
birbirlerini kucaklayarak "hayırlı olsun"
dileklerinde bulunurlar. Kız tarafı erkek
tarafıyla birlikte kız evinde yemek yerler. Erkek
tarafından getirilen tatlı, misafirlere ikram
edilir ve bu ikram çiftlerin ağzı tatlı olsun
anlamına gelir. Kahveler içilir, oğlan babasının
kahveler için bahşiş vermesi adettendir. Bu arada
dini nikah, resmi nikah ve nişan günleri tespit
edilir. Dini nikah kız verildiği akşam veya ertesi
akşam yapılır. Nikah imam tarafından, birkaç
şahitle yapılır. Nikah yapılırken odaya kimse
alınmaz. Kilit bükülmez, düğüm atılmaz, ters olan
şeyler düzeltilir, eller üstüste getirilmez. Bu
davranışlar evlenen çiftlerin nasiplerinin
bağlanmaması içindir. Nikah dualarla, kurallara
uygun olarak yapılır. Nikah kıyıldıktan sonra
erkek evi tarafından getirilen şekerle nikah
şerbeti ezilir. Şerbeti ezen bilge kişi "Zannetme
ki gayreyler. Arif anı 'seyreyler. Görelim 'Mevla
neyler. Neylerse güzel eyler." İnahisiyle şerbeti
ezer. Yapılan şerbet çiftlere aynı bardaktan
içirilir. Diğer misafirlere de dağıtılır. Damat
babası şerbet için de ayrı bir bahşiş verir. Bu
arada nişan merasiminin günü, takılacak takılar,
alınacak 'eşyalar üzerinde konuşulur. Bazı
yörelerde resmi nikah, dini nikahtan yapılır.
•Nişan
Nüfus cüzdanı alındığı akşam, kararlaştırılan
nişan gününün eşe, dosta, akrabalara duyurulması
için kırsal kesimde heybe içinde leblebi, fıstık,
şe|ker karışımı paketler hazırlanarak veya
bardaklarla ev ev dolaşılarak nişana çağırılır.
Nişan töreni kız tarafında yapılır. Nişanda kız ve
erkek tarafı hazır bulunur. Söz kesildiği akşam,
nişan için kararlaştırılan hediyeler ve takılar
oğlan tarafından kız tarafına getirilir. Kız
tarafından damada alınan hediyeler de, erkek
tarafına gönderilir. Geline nişan elbisesi
giydirilir ve süslenir. Kadınlar tarafından ortaya
alman geline, erkek tarafından nişan yüzüğü,
küpesi, saati takılır. Bazen de damatla geline
aynı ortamda yüzükler takılır, kurdelası kesilir.
Kurdelanın ucundan kesilip, orda bulunan genç
kızların nasipleri açılması için dağıtılır. Erkek
tarafından getirilen hediyelik eşyalar, hediye
edilecek kişilerin adları okunarak gösterilir.
Takıların takılış sırasında hayırlı olsun nidaları
ve alkışlar yükselir. Takı töreninden sonra gelin
kendisine öncülük yapacak bir arkadaşıyla
kayınvalideden başlayarak, sırasıyla misafirlerin
elerini öper. Kız evi tarafından hazırlanan yemek
ikramından sonra yöresel maniler söylenerek bir
müddet eğlenilir. Yapılan harcamalarda erkek
tarafı üzerine düşeni fazlasıyla yapar.
•Düğün Töreni
Nişan töreninden sonra sıra düğün törenine gelir.
Düğün törenleri en çok sonbahara rastlar. Düğün
törenine kız ve erkek evinden birer kişi
görevlendirilir. Düğüne hazırlanmış çerez
paketleriyle çağrılır. Düğün günleri genellikle
perşembe ve pazar günleridir. Oğlan ve kız evinde
hazırlıklar yapılır. Kız evinde birkaç gün önceden
başlanarak hazırlanan çeyizler yıkanıp, ütülenerek
sandıklara yerleştirilir. Temizlik yapılır.
Köylerde bilhassa "Düğünümüz var, evimize ekmek,
yufka, siron, erişte keselim" diyerek hazırlıklar
yapılır ve düğün gününe saklanır. Hayırlı olsuna
gelenler tarafından yiyecek ve çeşitli eşyalar
hediye olarak getirirler. Bazı yörelerde düğün
evine bayrak asılır ve direğin dik durmasına önem
verilir. Her iki tarafta da eğlence başlar. Gelen
misafirlere çay veya yemek ikramı yapılır.
Düğünden bir gün önce gelinin giysileri damat
evinden, damadın elbiseleri kız evinden çeşitli
bahşişler verilerek alınır. Bu işlemi kız ve
erkeğin yakınlarından birisi yapar.Düğün salon
düğünü değilse,gelin adayı arkadaşları tarafından
ayrı bir odada süslenir. Damat da oğlan evinde
arkadaşlarıyla beraberdir. Eğlence başlarken oğlan
tarafından yengeler gelir. Bir tanesi baş
yengedir. Baş yenge olan kişi her türlü espri ve
şakaya dayanıklı olmalıdır. Yengelere kahve ikramı
yapılır. Kahve ikram eden kişiye bahşiş verilir.
Daha sonra gelin bir arkadaşıyla el öpmeye
getirilir, yengelerle bütün misafirlerin ellerini
öper. Gelin davetlilerle birlikte eğlenceye
katılır. Gecenin geç saatlerine kadar eğlence
devam eder. Bazı yörelerde yengelerle birlikte
kına gecesi "tilki' lakabında bir görevli gelir.
Tilki yengelerle birlikte tanınmadan eve girerse
kendini kurtarır. Şayet tanırsa kız evinin
erkekleri tarafından cezalandırılır. Örneğin para
cezası verilir, suya atılır, çeşitli taklitler
yaptırılır. Cezasını çekince kurtulur.
•
Kına Yakma
Gecenin geç saatlerine kadar devam eden eğlence
sonunda, kına yakma törenine geçilir. Erkek
tarafından getirilen kına dualarla yoğrulur.
Yoğurma işi manilerle devam eder
Kınayı getir anne Parmağın batır anne Bu gece
misafirem Koynunda yatır anne
Kına bir tepsi içine konularak, etrafına mumlar
dikilir. Gelin 5-10 arkadaşıyla birlikte ilahiler
söylenerek, misafirler arasında grup halinde
dolaşılır.
Sol cennetin ırmakları Akar Allah deyu deyu Çıkmış
İslam bülbülleri Öter Allah deyu deyu ilahisi ve
Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aştı aştı
memlekete kız vermesinler vb. manilerle gelini
ağlatma olayı da gerçekleşir. Hazırlanan kına da
ilk önce gelinin eline yakılır. Gelinin elleri
özel hazırlanmış
Ertesi gün gelinin baba evinden ayrılma günüdür.
Düğün sahipleri erkenden kalkarlar. Gelin adayı
hazırlanır, eşyalar derlenip toplanır. Erkek
tarafından gelecek misafirler için ikramlar
hazırlanır. Öğle saatinde erkek tarafı
davul-zurna, kemence eşliğinde düğün alayıyla
birlikte kız evine hareket ederler. Kız evine
geldiklerinde düğün alayıyla birlikte kız evine
hareket ederler. kız evinden dünürcülere yemek ve
kahve ikram edilir. Gelini almaya gelen hanımlar
ayrı bir odaya alınırlar. Yanlarında kıymetli
sayılacak bir kumaştan "ayak eni" denilen 4-5 m.
uzunluğunda kumaş getirir ve odaya sererler. Gelin
bu kumaşın üzerinden yürünerek yengelerin elini
öper. Bu sırada rızıklı ve cömert olsun diye
gelinin başında bir bütün ekmek parçalanır ve
hayır dualarla misafirlere dağıtılır. Açıkgöz olan
yengelerden biri kız evinden bazı eşyalar alır. Bu
aldıklarını daha sonra geline hediye eder. Sıra
gelin adayına ait eşyaların baba evinden
taşınmasına gelir. Sandık çıkarma olayı, oğlan
tarafına biraz pahalıya mal olur. Sandık
çıkarılacağı sırada kızın erkek kardeşi sandığın
üzerine oturarak "Sandık ağır, kalkmıyor" diyerek
meramını anlatır. Erkek tarafından gelinin
kayınpederi veya kaynı,
lastiği zaman davul zurna daha eve gelmişlerdir.
Damat adayı evin damında gelini beklemektedir.
İçinde çerez bulunan bir poşeti gelinin başından
saçar. O anda kalabalığın içinde bulunan
çocukların sevincine diyecek yoktur. Kız
tarafından gelenler "Kaynana geline kapı bahşişi
olarak ne vereceksin" diye bağırırlar. Kaynana da
koyun, inek, arazi, altın gibi şeyler hediye eder.
Bu bahşiş gelinindir. Gelin artık damat evine
gelmiştir. Kendisine eşlik eden akrabalarına oğlan
evi tarafından ikramlar yapılır. Kız evinden
gelenler birkaç saat sonra vedalaşarak ayrılırlar.
Akşam damadın arkadaşları ve imam dualar okuyarak,
çeşitli espriler yaparak damatla gelini yalnız
bırakırlar. Bazı yörelerde geline hayat boyu işten
kurtulmayacağı inancıyla 3 gün iş yaptırılmaz.
Gelin ve damat 3 gün evlerinde yalnız kalırlar.
Yine bazı yörelerimizde gelin odasından çıktıktan
sonra çocuklar dahil herkesin elini öper.
Karşılığında bahşiş verilir. Bazı yörelerimizde de
gelin eve gelir gelmez kucağına erkek çocuğu
oturtulur ve elin tarafından bahşiş verilir. Bu da
ilk çocuğunun erkek olması anlamına gelir.Bazı
yörelerimizde gelin geldiği günün ertesinde "duvak
günü" yapılır. Bugünde gelin odasına çeyizler
serilir.gelen misafirlerin görüşlerine sunulur.
eğlenceler düzenlenir.
•Bebeği Yedilemek
Bebeğin doğumunun yedinci günü lohusa anne ayağa
kaldırılır, teşbihle dualar okunur, bu teşbih su
dolu tasa koyulur, bebek de yıkanır. En son
tastaki okunmuş su anne ve bebeğe dökülür ve iyi
dilek ve dualarla yıkanır. Yedinci günde yine
yakın akraba, eş, dost eve gelir, misafirler
yedirilir ve özellikle tatlı ikram edilir. Bugün,
lohusa annenin iyileşip ayağa kalkmasının
mutluluğunun yaşandığı bir gündür.
•Bebeği Kırklamak
Bebeğin doğumunun kırkıncı günü aynen yedinci
günde olduğu gibi teşbihe dualar okunur. (7. günde
dualar 7 kez. 40. günde 40 kez okunur) teşbih su
dolu kaba konur, içinde çevrilir, anneye abdest
aldırılır, bebek yıkanır, en son bu kaptaki su
anne ve bebeğe dökülür.
Bu kırkıncı günde evde Yasin okutulur, eş, dost
çağrılır, gelenler hediyeleri ile gelirler, çocuğa
bakar ve "Allah analı babalı etsin, çocuk anası
babası ile sevilir" gibi iyi dileklerde
bulunurlar.
Halkımız arasındaki yerleşmiş uygulamaya göre
kırkı çıkmamış (doğumundan itibaren 40 gün
geçmemiş) bebeği evden dışarı çıkarmak iyi
değildir. O yüzden bebeği kırklamak anne ve
bebeğin dışarıya rahatlıkla çıkmasını sağlar.
•Diş
Hediği
Çocuğun ilk dişi çıktığı ve bunun görüldüğü zaman
aile bireyleri, eş dost bunun mutluluğunu yaşamak
için bir araya gelir ve halk arasında hedik
denilen bir karışım yapılıp yenir.
Bunun için buğday haşlanır, istenirse bunun
üzerine şeker tozu serpilir ya da içine çemiç, dut
(yazın dutların olgunlaşıp dökülmesi sonucu elde
edilen kuru dut) katılarak lezzetli bir karışım
elde edilir. Hediğin bir kısmı çocuğun Ihından
dökülür, kalan hedik ve kuruyemiş eşdostça yenir.
Çocuğun ilk dişinin çıktığım en önce gören hedik
yemeye gelirken çocuğa hediye alır.
Hedik yapılan gün çocuk aile fertlerinin eş dostun
yanında yere oturtulur önüne bazı meslekleri
simgeleyen sembolik eşyalar konur. Mesela, Tarak
Berberi Kuaförü, Bıçak; Kasabı, Makas; Terziyi
Kağıt-Kalem;çocuğun okuyacağını ifade eder.
Çocuk önünde duran bu eşyalar dan en önce
hangisine elini uzatırsa ilerde o mesleğe sahip
olacağı düşünülür, tercihi göre sevinilir.
Böylece çocuk işin latifesi de olsa meslek seçimi
konusunda ilk adımını at mış olur.
Çocuğun, ilk olarak saçının kesilmesi de özellik
arzeder. Şöyle ki: Çocuk bir yaşına geldiğinde
saçı kesilir. Kesile saç, terazinin bir kefesine
konur, öbür kefeye (varlık durumuna göre) para
konu Kefeler aynı düzeye geldiğinde saçlar alınır
ve saklanır. Paralar da yoksullara dağıtılır.
Konuşmak için uygun yaşa gelir de henüz
konuşamayan çocuklar köylere cuma günü ahıra
götürülür, ineğin yularına ya da ahırda mengüre
(hayvanın bağlandığı yer) bağlanır. "Hayvan isen
mele, in san isen söyle" denir. Yastığının altına
yıla kabuğu ve deve tüyü konur.
Nazardan korunmak için de çocuğun alnına kara
sürülür. Nazarı değdiğin inanılan kişinin
giyiminden bir parça alınıp yakılır ve çocuğa
koklatılır.
Bu
Bilgiler
www.gumushane.gov.tr
Gümüşhane Valiliği Resmi Web Sitesinden
Alınmıştır...