Gümüşhanelilerin Buluşma Noktası...                 Favorilere ekle Giriş sayfası yap | Ana Sayfa

    Gümüşhane
Ana Sayfa
Fotoğraflar
Tarihçe
Coğrafya
Ekonomi
İdari
Turizm
Eğitim
Ulaşım
Sağlık
Nüfus
Ünlüler
Yaşam
Spor
Tarım
Hayvancılık
Geleneklerimiz
Yemeklerimiz
Yaylalarımız
Şenliklerimiz
Derneklerimiz
    İdari Yapı
Resmi Kurumlar
Tarihçe
Valilerimiz
Milletvekillerimiz
Belediyeler
Köyler
     Kültür-Sanat
Edebiyat
Folklor
Yöresel Dil
Türkülerimiz
Manilerimiz
Atasözlerimiz
Deyimlerimiz
Bilmecelerimiz
     İlçelerimiz
Kelkit
Köse
Kürtün
Şiran
Torul
     İnteraktif
Ziyaretçi Defteri
Gümüşhane Forum
Wallpaper
Webmaster
Linkler
E-mail
Seri İlan
Web Chat
     Gerekli
Namaz Vakitleri
Hava Durumu
Yol Durumu
Deprem Haritası
Gümüşhane Haritası
Önemli Telefonlar

 

 

 

 





























 

 GELENEK ve GÖRENEKLERİMİZ

İnsan hayatının önemli bir bölümünü kapsayan, evlilik ve öncesinde yaşanan bir dönemdir. Bu dönemde ağızdan ağıza anlatılanlarla veya devam eden uygulamalarla günümüze kadar gelmiş töreler vardır.

Yaradılışı gereği insanoğlu tek başına yaşayamaz. Her zaman hayatını paylaşacağı, birlikte yaşayacağı kimseye ihtiyaç duymuştur.

Birlikte yaşama isteği, sevgi, saygı ve hoşgörüyle birleşince zamanla meşruluk kazanarak evliliğe dönüşmüştür. Evlilik Türk Kültürü'nde önemli bir yere sahiptir.

Gümüşhane yöresinde düğün kültürünün anlatımına yöresel olan şu mani ile başlayalım:


Elmanın irisini Kuş yedi birisini Evlenmek bir keredir Seç de al iyisini

"Ata binmesi bir ayıp, inmesi iki ayıp" s
özüyle evliliğin geri dönülecek bir yol olmadığı, "Kırk ölçüp bir biçmek" deyimiyle de doğru karar vermenin önemi vurgulanır.

Gümüşhane yöresinde evlenme yaşı çok önceleri kızlarda 15-16, erkeklerde 15-20 olarak belirlenirdi. Köylerde erken evlenme çiftçi olan aileye işgücü katkısı sağlama, büyüklere hizmet, bir de "Erken evlenen dol alır, erken kalkan yol alır" atasözünde olduğu gibi nüfusun çoğalması amacıyla yapılırdı. Ancak günümüzde eğitim ve öğretim, maddiyat ve bu gibi nedenlerden dolayı evlilik yaşı yükselmiştir.

Kız veya erkeğin çağı gelince, bilhassa erkek çocuğun anne ve babasında bir telaş başlar, oğullarına eli yüzü düzgün, güzel huylu, becerikli, temiz aileye mensup bir gelin adayı bulabilmek

amacıyla özellikle oğlan anası, (oğlunun da gönlünden geçenleri öğrenerek) ana-oğul ve çok yakın akrabalar kendilerine göre en iyisinde anlaşırlar. (Ancak günümüzde olay farklılık kazanmıştır. Evlenecek kişilerin görüşleri Ön plana alınmaktadır.)


•Görücü Gitme

Evlenme, köylerde bilhassa görücü usulüyle olur. Oğlanın anası babası gelin adayını tanır. Gelin adayı tanındıktan sonra kızın aile yaşantısı titizlikle araştırılır. Kızın becerikliliğini anlamak için halı üzerinde bulaşık yıkattırılır, etrafı kirletmeden bulaşık yıkanırsa adayın becerikli olduğu anlaşılırdı. Örgü Ören bir hanım, yumağını koltuk ve kanepe altına bilinçli olarak gönderir, yumak geriye toz almadan gelirse, evin temizliği hakkında bilgi edinilirdi. Erkek anası tarafından kızı görüp beğenmenin bir yerinin de hamamlar olduğu söylenir. Bütün bu incelemelerden sonra, kızın kendilerine denk olduğu intihasına varırlar. Erkek tarafından kız isteme konusunda becerikli olan iki hanım, kız evine gönderilir. Bu gidişler habersiz olur. Geleneklere göre evinde kızı olan aileler her zaman derli toplu olmak mecburiyetindedir. Çünkü her an kapısı çalınabilir.

Görücüler gelme nedenleri bilinsin bilinmesin geleneklerimiz gereği güler-yüzlü karşılanırlar. Uzaktan gelenlere çeşitli ikramlar yapılır. Görücülerin başı, geliş nedenlerini bilmeyen aileye çeşitli esprilerle geliş nedenlerini anlatır. Sohbet sırasında evin tertip düzeni gözden geçirilir, Bu arada kızın ve ailenin ağzı yoklanır. Gelen görücülerden kızın haberi varsa, giyinir süslenir, görücülerin karşısına çıkar. Bu davranış görücüler için müsbet bir cevaptır. Edinilen olumlu izlenimlerden sonra sıra dünürcü gitmeye gelir.


•Dünürcü Gitme

Beğendikleri kızı oğullarına almak isteyen aile birkaç yakınını alarak kız evine gider. Buna "dünürcü gitme" denir. Dünürcüler havadan sudan konuştuktan sonra "Allah'ın emri Peygamber'in kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz" derler. Kız tarafı , kızını verme taraftarı olsun olmasın, gelenlerden düşünmek için süre ister. Uzak yerden gelenlere töreler icabı yemek ikram edilir. (Ancak yemek ikramının nedeni misafirlere açıklanır) Düşünme süresi içinde kız evi durumu akrabalarına danışır. Öncelikle büyüklere , danışmak usûldendir. Amaç onların da gönlünü almaktır. Karar yine de anne babanındır. Karar verme süresinin bitiminde tekrar oğlan evi, kız evini ziyaret eder. İsteme cümlesi tekrarlanır. Kızın annesi "Biz bilmeyiz, babası bilir" diyerek topu babaya atar. Misafirler uğurlanır. Birkaç gün sonra oğlan tarafı sözü dinlenen saygın kişilerle kız evine tekrar gelir. İçlerinden en saygın kişi, kızın babasına hitaben "Allah'ı}} emri, Peygamber'in kavli..." diyerek söze başlar ve olayı açıklar. "Kız evi naz evidir. Kızın babası vakti iki edelim,danışacak yerlerimiz var" diyerek tekrar gelmelerini ister. Bu gelişte kız babası oğlan tarafına "Allah yazmışsa ne diyelim" sözüyle gönüllerinin olduğunu bildirir. Bu arada tatlı kahve içilir. Erkekler ve bayanlar ayrı odalardadırlar. Kahveleri getiren gelin adayı, dünürcüler kahveyi içinceye kadar elleri önden bağlı divan durur. Başı öne eğik dünürcüleri dinleyerek sezdirmeden kızın tavır, davranış ve fiziki yapısını incelerler. (Ancak kız tarafı vermeye taraftar değilse, kahveler şekersiz, acı olarak verilir. Bu "hayır" anlamındadır.

Kızın babasının olumlu cevabından sonra nüfus cüzdanı oğlanın babasına teslim edilir. Nüfus cüzdanı varsa kızın erkek kardeşi veya bir yakını tarafından beyaz işlemeli bir mendile sarılarak gümüş tepsi içinde oğlanın babasına sunulur. Oğlan babası da nüfus kağıdına karşılık, bir miktar parayı tepsiye bahşiş olarak bırakır. Artık kız verilmiştir. Yöremizde başlık parası yaygın değildir. Nüfus kağıdı verilince kız-oğlan babası birbirlerini kucaklayarak "hayırlı olsun" dileklerinde bulunurlar. Kız tarafı erkek tarafıyla birlikte kız evinde yemek yerler. Erkek tarafından getirilen tatlı, misafirlere ikram edilir ve bu ikram çiftlerin ağzı tatlı olsun anlamına gelir. Kahveler içilir, oğlan babasının kahveler için bahşiş vermesi adettendir. Bu arada dini nikah, resmi nikah ve nişan günleri tespit edilir. Dini nikah kız verildiği akşam veya ertesi akşam yapılır. Nikah imam tarafından, birkaç şahitle yapılır. Nikah yapılırken odaya kimse alınmaz. Kilit bükülmez, düğüm atılmaz, ters olan şeyler düzeltilir, eller üstüste getirilmez. Bu davranışlar evlenen çiftlerin nasiplerinin bağlanmaması içindir. Nikah dualarla, kurallara uygun olarak yapılır. Nikah kıyıldıktan sonra erkek evi tarafından getirilen şekerle nikah şerbeti ezilir. Şerbeti ezen bilge kişi "Zannetme ki gayreyler. Arif anı 'seyreyler. Görelim 'Mevla neyler. Neylerse güzel eyler." İnahisiyle şerbeti ezer. Yapılan şerbet çiftlere aynı bardaktan içirilir. Diğer misafirlere de dağıtılır. Damat babası şerbet için de ayrı bir bahşiş verir. Bu arada nişan merasiminin günü, takılacak takılar, alınacak 'eşyalar üzerinde konuşulur. Bazı yörelerde resmi nikah, dini nikahtan yapılır.


•Nişan

Nüfus cüzdanı alındığı akşam, kararlaştırılan nişan gününün eşe, dosta, akrabalara duyurulması için kırsal kesimde heybe içinde leblebi, fıstık, şe|ker karışımı paketler hazırlanarak veya bardaklarla ev ev dolaşılarak nişana çağırılır. Nişan töreni kız tarafında yapılır. Nişanda kız ve erkek tarafı hazır bulunur. Söz kesildiği akşam, nişan için kararlaştırılan hediyeler ve takılar oğlan tarafından kız tarafına getirilir. Kız tarafından damada alınan hediyeler de, erkek tarafına gönderilir. Geline nişan elbisesi giydirilir ve süslenir. Kadınlar tarafından ortaya alman geline, erkek tarafından nişan yüzüğü, küpesi, saati takılır. Bazen de damatla geline aynı ortamda yüzükler takılır, kurdelası kesilir. Kurdelanın ucundan kesilip, orda bulunan genç kızların nasipleri açılması için dağıtılır. Erkek tarafından getirilen hediyelik eşyalar, hediye edilecek kişilerin adları okunarak gösterilir.

Takıların takılış sırasında hayırlı olsun nidaları ve alkışlar yükselir. Takı töreninden sonra gelin kendisine öncülük yapacak bir arkadaşıyla kayınvalideden başlayarak, sırasıyla misafirlerin elerini öper. Kız evi tarafından hazırlanan yemek ikramından sonra yöresel maniler söylenerek bir müddet eğlenilir. Yapılan harcamalarda erkek tarafı üzerine düşeni fazlasıyla yapar.


•Düğün Töreni

Nişan töreninden sonra sıra düğün törenine gelir. Düğün törenleri en çok sonbahara rastlar. Düğün törenine kız ve erkek evinden birer kişi görevlendirilir. Düğüne hazırlanmış çerez paketleriyle çağrılır. Düğün günleri genellikle perşembe ve pazar günleridir. Oğlan ve kız evinde hazırlıklar yapılır. Kız evinde birkaç gün önceden başlanarak hazırlanan çeyizler yıkanıp, ütülenerek sandıklara yerleştirilir. Temizlik yapılır. Köylerde bilhassa "Düğünümüz var, evimize ekmek, yufka, siron, erişte keselim" diyerek hazırlıklar yapılır ve düğün gününe saklanır. Hayırlı olsuna gelenler tarafından yiyecek ve çeşitli eşyalar hediye olarak getirirler. Bazı yörelerde düğün evine bayrak asılır ve direğin dik durmasına önem verilir. Her iki tarafta da eğlence başlar. Gelen misafirlere çay veya yemek ikramı yapılır. Düğünden bir gün önce gelinin giysileri damat evinden, damadın elbiseleri kız evinden çeşitli bahşişler verilerek alınır. Bu işlemi kız ve erkeğin yakınlarından birisi yapar.Düğün salon düğünü değilse,gelin adayı arkadaşları tarafından ayrı bir odada süslenir. Damat da oğlan evinde arkadaşlarıyla beraberdir. Eğlence başlarken oğlan tarafından yengeler gelir. Bir tanesi baş yengedir. Baş yenge olan kişi her türlü espri ve şakaya dayanıklı olmalıdır. Yengelere kahve ikramı yapılır. Kahve ikram eden kişiye bahşiş verilir. Daha sonra gelin bir arkadaşıyla el öpmeye getirilir, yengelerle bütün misafirlerin ellerini öper. Gelin davetlilerle birlikte eğlenceye katılır. Gecenin geç saatlerine kadar eğlence devam eder. Bazı yörelerde yengelerle birlikte kına gecesi "tilki' lakabında bir görevli gelir. Tilki yengelerle birlikte tanınmadan eve girerse kendini kurtarır. Şayet tanırsa kız evinin erkekleri tarafından cezalandırılır. Örneğin para cezası verilir, suya atılır, çeşitli taklitler yaptırılır. Cezasını çekince kurtulur.

• Kına Yakma

Gecenin geç saatlerine kadar devam eden eğlence sonunda, kına yakma törenine geçilir. Erkek tarafından getirilen kına dualarla yoğrulur. Yoğurma işi manilerle devam eder

Kınayı getir anne Parmağın batır anne Bu gece misafirem Koynunda yatır anne

Kına bir tepsi içine konularak, etrafına mumlar dikilir. Gelin 5-10 arkadaşıyla birlikte ilahiler söylenerek, misafirler arasında grup halinde dolaşılır.

Sol cennetin ırmakları Akar Allah deyu deyu Çıkmış İslam bülbülleri Öter Allah deyu deyu ilahisi ve

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aştı aştı memlekete kız vermesinler vb. manilerle gelini ağlatma olayı da gerçekleşir. Hazırlanan kına da ilk önce gelinin eline yakılır. Gelinin elleri özel hazırlanmış

Ertesi gün gelinin baba evinden ayrılma günüdür. Düğün sahipleri erkenden kalkarlar. Gelin adayı hazırlanır, eşyalar derlenip toplanır. Erkek tarafından gelecek misafirler için ikramlar hazırlanır. Öğle saatinde erkek tarafı davul-zurna, kemence eşliğinde düğün alayıyla birlikte kız evine hareket ederler. Kız evine geldiklerinde düğün alayıyla birlikte kız evine hareket ederler. kız evinden dünürcülere yemek ve kahve ikram edilir. Gelini almaya gelen hanımlar ayrı bir odaya alınırlar. Yanlarında kıymetli sayılacak bir kumaştan "ayak eni" denilen 4-5 m. uzunluğunda kumaş getirir ve odaya sererler. Gelin bu kumaşın üzerinden yürünerek yengelerin elini öper. Bu sırada rızıklı ve cömert olsun diye gelinin başında bir bütün ekmek parçalanır ve hayır dualarla misafirlere dağıtılır. Açıkgöz olan yengelerden biri kız evinden bazı eşyalar alır. Bu aldıklarını daha sonra geline hediye eder. Sıra gelin adayına ait eşyaların baba evinden taşınmasına gelir. Sandık çıkarma olayı, oğlan tarafına biraz pahalıya mal olur. Sandık çıkarılacağı sırada kızın erkek kardeşi sandığın üzerine oturarak "Sandık ağır, kalkmıyor" diyerek meramını anlatır. Erkek tarafından gelinin kayınpederi veya kaynı,

lastiği zaman davul zurna daha eve gelmişlerdir. Damat adayı evin damında gelini beklemektedir. İçinde çerez bulunan bir poşeti gelinin başından saçar. O anda kalabalığın içinde bulunan çocukların sevincine diyecek yoktur. Kız tarafından gelenler "Kaynana geline kapı bahşişi olarak ne vereceksin" diye bağırırlar. Kaynana da koyun, inek, arazi, altın gibi şeyler hediye eder. Bu bahşiş gelinindir. Gelin artık damat evine gelmiştir. Kendisine eşlik eden akrabalarına oğlan evi tarafından ikramlar yapılır. Kız evinden gelenler birkaç saat sonra vedalaşarak ayrılırlar.

Akşam damadın arkadaşları ve imam dualar okuyarak, çeşitli espriler yaparak damatla gelini yalnız bırakırlar. Bazı yörelerde geline hayat boyu işten kurtulmayacağı inancıyla 3 gün iş yaptırılmaz. Gelin ve damat 3 gün evlerinde yalnız kalırlar. Yine bazı yörelerimizde gelin odasından çıktıktan sonra çocuklar dahil herkesin elini öper. Karşılığında bahşiş verilir. Bazı yörelerimizde de gelin eve gelir gelmez kucağına erkek çocuğu oturtulur ve elin tarafından bahşiş verilir. Bu da ilk çocuğunun erkek olması anlamına gelir.Bazı yörelerimizde gelin geldiği günün ertesinde "duvak günü" yapılır. Bugünde gelin odasına çeyizler serilir.gelen misafirlerin görüşlerine sunulur. eğlenceler düzenlenir.


•Bebeği Yedilemek

Bebeğin doğumunun yedinci günü lohusa anne ayağa kaldırılır, teşbihle dualar okunur, bu teşbih su dolu tasa koyulur, bebek de yıkanır. En son tastaki okunmuş su anne ve bebeğe dökülür ve iyi dilek ve dualarla yıkanır. Yedinci günde yine yakın akraba, eş, dost eve gelir, misafirler yedirilir ve özellikle tatlı ikram edilir. Bugün, lohusa annenin iyileşip ayağa kalkmasının mutluluğunun yaşandığı bir gündür.

•Bebeği Kırklamak

Bebeğin doğumunun kırkıncı günü aynen yedinci günde olduğu gibi teşbihe dualar okunur. (7. günde dualar 7 kez. 40. günde 40 kez okunur) teşbih su dolu kaba konur, içinde çevrilir, anneye abdest aldırılır, bebek yıkanır, en son bu kaptaki su anne ve bebeğe dökülür.

Bu kırkıncı günde evde Yasin okutulur, eş, dost çağrılır, gelenler hediyeleri ile gelirler, çocuğa bakar ve "Allah analı babalı etsin, çocuk anası babası ile sevilir" gibi iyi dileklerde bulunurlar.

Halkımız arasındaki yerleşmiş uygulamaya göre kırkı çıkmamış (doğumundan itibaren 40 gün geçmemiş) bebeği evden dışarı çıkarmak iyi değildir. O yüzden bebeği kırklamak anne ve bebeğin dışarıya rahatlıkla çıkmasını sağlar.


•Diş Hediği

Çocuğun ilk dişi çıktığı ve bunun görüldüğü zaman aile bireyleri, eş dost bunun mutluluğunu yaşamak için bir araya gelir ve halk arasında hedik denilen bir karışım yapılıp yenir.

Bunun için buğday haşlanır, istenirse bunun üzerine şeker tozu serpilir ya da içine çemiç, dut (yazın dutların olgunlaşıp dökülmesi sonucu elde edilen kuru dut) katılarak lezzetli bir karışım elde edilir. Hediğin bir kısmı çocuğun Ihından dökülür, kalan hedik ve kuruyemiş eşdostça yenir.

Çocuğun ilk dişinin çıktığım en önce gören hedik yemeye gelirken çocuğa hediye alır.

Hedik yapılan gün çocuk aile fertlerinin eş dostun yanında yere oturtulur önüne bazı meslekleri simgeleyen sembolik eşyalar konur. Mesela, Tarak Berberi Kuaförü, Bıçak; Kasabı, Makas; Terziyi Kağıt-Kalem;çocuğun okuyacağını ifade eder.

Çocuk önünde duran bu eşyalar dan en önce hangisine elini uzatırsa ilerde o mesleğe sahip olacağı düşünülür, tercihi göre sevinilir.

Böylece çocuk işin latifesi de olsa meslek seçimi konusunda ilk adımını at mış olur.

Çocuğun, ilk olarak saçının kesilmesi de özellik arzeder. Şöyle ki: Çocuk bir yaşına geldiğinde saçı kesilir. Kesile saç, terazinin bir kefesine konur, öbür kefeye (varlık durumuna göre) para konu Kefeler aynı düzeye geldiğinde saçlar alınır ve saklanır. Paralar da yoksullara dağıtılır.

Konuşmak için uygun yaşa gelir de henüz konuşamayan çocuklar köylere cuma günü ahıra götürülür, ineğin yularına ya da ahırda mengüre (hayvanın bağlandığı yer) bağlanır. "Hayvan isen mele, in san isen söyle" denir. Yastığının altına yıla kabuğu ve deve tüyü konur.

Nazardan korunmak için de çocuğun alnına kara sürülür. Nazarı değdiğin inanılan kişinin giyiminden bir parça alınıp yakılır ve çocuğa koklatılır.


Bu Bilgiler www.gumushane.gov.tr Gümüşhane Valiliği Resmi Web Sitesinden Alınmıştır...

© Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
ALL RIGHTS RESERVED DURUKAN TASARIM SERTAÇ DURUKAN