Gümüşhanelilerin Buluşma Noktası...                 Favorilere ekle Giriş sayfası yap | Ana Sayfa

    Gümüşhane
Ana Sayfa
Fotoğraflar
Tarihçe
Coğrafya
Ekonomi
İdari
Turizm
Eğitim
Ulaşım
Sağlık
Nüfus
Ünlüler
Yaşam
Spor
Tarım
Hayvancılık
Geleneklerimiz
Yemeklerimiz
Yaylalarımız
Şenliklerimiz
Derneklerimiz
    İdari Yapı
Resmi Kurumlar
Tarihçe
Valilerimiz
Milletvekillerimiz
Belediyeler
Köyler
     Kültür-Sanat
Edebiyat
Folklor
Yöresel Dil
Türkülerimiz
Manilerimiz
Atasözlerimiz
Deyimlerimiz
Bilmecelerimiz
     İlçelerimiz
Kelkit
Köse
Kürtün
Şiran
Torul
     İnteraktif
Ziyaretçi Defteri
Gümüşhane Forum
Wallpaper
Webmaster
Linkler
E-mail
Seri İlan
Web Chat
     Gerekli
Namaz Vakitleri
Hava Durumu
Yol Durumu
Deprem Haritası
Gümüşhane Haritası
Önemli Telefonlar







 Edebiyat

BU SAYFAMIZ TAMAMLANMAMIŞTIR...Gümüşhane ilimiz pek çok şair ve yazar yetiştirmiştir. Bu şair ve yazarlarımızdan bazıları...

Hüseyin Nihal ATSIZ :Gümüşhane Torul ilçesinde doğan Türk yazar ve tarihçisi.
Dilaver CEBECİ :Kelkitlidir.Türk Şair , Mizah veHikayecisidir.
Mustafa DEMİRCİ ,Mehmet Ali ÇUBUKÇU,Nurettin ÖZDEMİR de şair ve yazarlarımızdan birkaçıdır.

Ahmet Ziyauddin Gümüşhanevi

Asıl adı Ahmed B.Mustafa B.Abdurrahman El Gümüşhanevi. Gümüşhane'nin Emirler mahallesinde doğmuştur.Ziyaüddin mahlası ve Gümüşhanevi adı ile şöhret bulmuştur. Doğum tarihi 1228/1318 dir.
Künyesinde babasının Mustafa, dedesinin Abdurrahman adında bir zat olduğu anlaşılan Gümüşhanevinin ailesi hakkında geniş bilgiye rastlanılmamaktadır.
Gümüşhanevinin Şeyhül-Haremi Nebevi Mehmet Emin Paşa'nın kızı Havva Seher hanımla evlendiği müşahade edilmektedir. Asil ve zengin bir aileye mensup olduğu söylenen Havva Seher hanımın İbnü'l Emin Mahmud Kemal İnal Bey'in büyük annesi olduğu, kendisinin Sefinet'ül-Evliya'ya bizzat yazdığı hal tercümesindeki bilgilerden anlaşılmaktadır.
Halk arasında 93 Harbi diye bilinen ve Türk Tarihinin en felaketli anlarından birini teşkil eden Gümüşhanevi'nin bu savaş ta müridleriyle birlikte cephede fiilen savaşa katıldığı ve askere manen moral desteğinde bulunduğu söylenmektedir. Batum cephesinde bizzat silahı ile savaşa girip düşmana kurşun sıkmıştır.
Gümüşhanevi, vasiyetleri gereği,II.Abdulhamit Han'ın yakın alaka ve musaadeleri ile Süleymaniye Camii Şerifi avlusunda, Kanuni Sultan Süleyman Türbesi yanına defnedilmiştir. (13 Mayıs 1893 Pazar saat:10.00)
" Avarız Sandıkları " na benzer, Dergah içi bir yardımlaşma müessesini kurmuş bulunmasından, İktisadi ve İctimai hayata istikamet verici bir İrşad siyasetini benimsediğini söyleyebiliriz.Gümüşhanevi talebelerine ev ve işyerlerinde atıl ve beklemekte olan menkul servetlerini, dergah da toplamalarını emretmiş, muhtaç talebelerin burada biriken paradan ihtiyaçları nispetinde ve mali güçlerine göre bilahere ödemeleri şartı ile " Karz-ı Hasen " usulü üzere borç almalarını temin etmiştir.Büyükçe bir matbaa tesis edilerek aynı sermayeden her birine tahsis edilen 500'er altınlık vakıflarla İstanbul, Rize Bayburt ve Of da 18 bin ciltlik 4 ayrı kütüphane tesis edilmiş, böylece Anadoluda da Kültür merkezlerinin kurulmasına çalışılmıştır.

ÖNEMLİ ESERLERİ
Levami'ül Ukul, Ramuz-ül Ehadis, Cami'üt Turuk-il Evliya, Akaidü Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat, Deva'ül Müslimin, Garaib'ül Ehadis, Ruh'ul Arifin, Necat'ül Gafilin, Hadis'ül Erbain, Risalet'üt Tarik, Mecami'ül Usul, Cami'ül Usul, Mecmuat'ül Ahzab, Kitab'ül Arifin, Letaif'ül Hikem, Netaic'ül İhlas.

HAYATINDAN ÖRNEK MESAJLAR
 Az yemek, az uyumak ve az konuşmak prensiplerine sımsıkı bağlı bir ömür sürdüğü anlatılmaktadır.
Bir öğünde iki çeşit yemek yemeyi, yemekten evvel ve sonra tuza banmayı adet edinmiştir.
Recep,Şaban aylarını, Şevvalin ilk altı ve Muharrem ayının ilk on gününü, haftanın pazartesi, perşembe günleri ile, Arabi ayların 13,14 ve 15. günlerini oruçlu geçirmiştir.
Yatağa gireceği zaman, mutlaka Yasin suresini okumayı adet edinmiştir.
Onun yatarken ayak uzatarak uyumayı "Cenab-ı Hakkın huzurunda bulunma ve            Hz.Peygamber'in ifade ettiği ihsan duygusu içerisinde hareket etme" edebine aykırı telakki ettiği için hiçbir zaman ayak uzatarak uyumadığı belirtilmektedir.
Lüzumsuz sözlerden hiç hoşlanmadığı, boş vakitlerini ve çoğu gecelerini ilim ile iştigal ederek geçirdiği rivayet edilen Gümüşhanevi'nin sabah namazından sonra işrak vaktine kadar ve yatsı namazından sonra, mecbur kalmadıkça dünya kelamı konuşmamaya bilhassa itina gösterdiği anlaşılmaktadır.
Salı geceleri, zikri müteakip yetmişbin kelime-i tevhid zikri yaptırmayı da adet haline getirmiştir.
Hasta yatağında baygın şekilde dört büklüm yatarken Gümüşhanevi'nin tedavisi için gelen hekim tarafından ayakları uzatıldığında kulaklarının ucuna kadar utancından kıpkırmızı kesildiği ve gözlerini hafifçe açarak: "Bir de beni Rabbimizin huzurunda ayak uzatma suçu ile başbaşa bırakmayın" dediği ve ayaklarının toplanmasını istediği söylenmektedir.
Ömrünün son onsekiz yılını bayram günleri hariç, aralıksız oruç ile geçirmiştir.


Bu Bilgiler www.gumushane.gov.tr Gümüşhane Valiliği Resmi Web Sitesinden Alınmıştır...

© Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
ALL RIGHTS RESERVED DURUKAN TASARIM SERTAÇ DURUKAN