|

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu,
Fenerbahçe futbol takımının
karşılaşmalarını oynamakta olduğu stadyum.
Sayın Aziz Yıldırım'ın başkanlığı
süresinde, kapasitesi makul anlaşmalarla
arttırılan ve arttırılmaya devam edilen
Mabedimiz Avrupa'nin sayılı futbol
statlarından birisi olma yolunda emin
adımlarla ilerliyor.
Fenerbahçe Şükrü Saracoglu Stadyumu,
yurdumuzun ilk nizami futbol sahasıdır.
İlk olarak Union Club adı altında 1908
yılında faaliyete geçmiştir. Bu tarihten
önce de alan Papazın Çayırı ismiyle
bilinir ve burada futbol karşılaşmaları
yapılırdı. Yılların Papazın Çayırı'nın,
bir futbol stadyumu olması, bir tesadüf
eseri gerçekleşti.
1908 yılı temmuzunda, Şehremini Operatör
Cemil (Topuzlu) Bey'in, hürriyet
kahramanlarına yardım amacıyla verdişi
davetin konuklarından ve yurdumuzda
futbolu ilk oynayan ailelerden Reji
Whittall'in, gençliğin spora ve özellikle
futbola olan istek ve ilgisi doğrultusunda
bir futbol sahası yapılması gerekliliği
yönündeki konuşmasının ertesi günü, bu
kişiler, Fenerbahçe Başkanı Ziya (Songülen)
Bey, birkaç İngiliz ve maruf Rıfat Bey'le
bir toplantı yaparak, saha için en uygun
yerin, Hazine'ye ait olan bu çayır
olduğuna karar verdiler.
Başkatip Cevat aracılığıyla konu, Osmanlı
Sultanı II. Abdülhamit'e götürüldü.
Teklifi önce kabul etmeyen sultan daha
sonra yıllığı 30 altın kira karşılığında
Union Club ile 20 yıllık bir sözleşme
yapılmasına karar verdi. 3.000 altına mal
olan, çayırın tahta perdeyle çevrilmesi ve
bir lokal inşaatı sonrasında saha, futbol
karşılaşmalarını izleyen kışa kadar hazır
hale getirildi.
Ancak futbola olan ilginin azlığı, kiranın
karşılanamamasına neden oluyordu. Saha
1909 yılında bir yıllığına Fenerbahçe
Kulübü'ne kiralandı. Birinci Dünya
Savaşı'nın patlak vermesi üzerine
İngilizler düşman konumuna geçtiler.
Dolayısıyla Union Club ile ilgilenmediler.
Türk hissedarların da dağılması üzerine
sahipsiz kalan Union Club'a, 1915 yılında
Kara Kemal tarafindan el konuldu ve ismi
İttihat Spor Kulübü olarak değiştirildi.
Basri Bay isimli bir kişinin
işletmeciliğine bırakılan, yeni ismiyle
İttihat Spor Sahası, İstanbul'un işgal
devri ortalarına kadar tüm sportif
faaliyetlerin yeri oldu. 1922 yılında
sahanın işletmesi, Basri Bey'in vekili
olan Emin Bey'e geçti. Bu kişi de
bilinmeyen bir nedenle sahanın işletmesini,
Ali Sami, Cevdet ve Tevfik Bey'lerden
oluşan bir heyete bıraktı.
Taksim Stadı'nın inşaatı ile birlikte,
kendi haline bırakılan saha, 1929 yılında
Fenerbahçe tarafından kiralandı ve 25 Ekim
1929 tarihinde yapılan bir spor bayramı
ile tekrar hizmete sunuldu. Aynı gün ismi
Fenerbahçe Stadı olarak değiştirildi. Bu
tarihten itibaren gelişmeler de başladı.
30 Eylül 1931 tarihinde yapılan inşaatla
stadın dışarısıyla ilişkisi kesildi.
Yapılan birçok değişiklik sonrasında 13
Mayıs 1932 tarihinde, Vali Muhittin
Üstündağ'ın katıldığı törenle, Fenerbahçe
Stadı'nın açılışı yapıldı. Fenerbahçe Spor
Kulübü'nün Kuşdili'nde bulunan lokalinin
yanması sonrasında, kiracısı olduğu stadı
satın almaya karar vermesi, bugünlerde
Maraton tribünün yıkılmaya başlandığı ve
kapasitesinin yakın bir gelecekte 62.000
kişiye çıkacağı modern stadyumun temel
taşlarını oluşturmuştur.
Ülkenin en önemli kulübü olan
Fenerbahçe'nin yangın nedeniyle düştüğü bu
kötü durum, devlet yöneticilerini de üzmüş
ve onları Fenerbahçe'ye yardım etme
konusunda ikna etmiştir.
Şükrü Saracoğlu'nun ve Kemal Onan'ın da
üstün gayretleriyle, 36.000 metrekarelik
bu alan ve içinde bulunan bina, 27 Mayıs
1933 tarihinde, 9.000 TL bedeli 10 ayda
ödenmek kaydıyla Fenerbahçe Spor
Kulübü'nün malı oldu. Bununla birlikte
Fenerbahçe Türkiye'de stat mülkiyetine
sahip ilk kulüp olma özelliğini kazandı.
Bu gurur verici unvan aynı zamanda bazı
sorumluluklar da getiriyordu beraberinde.
Sorumluluklarının bilincinde olan
Fenerbahçe, 14 Temmuz 1933 tarihinde
yapılan bir eşya piyangosundan elde edilen
17.000 liralık geliri Fenerbahçe Stadı'na
harcadı.
Aynı yıl törenlerle yapılan açılışta,
ikinci başkan Celal Bey şunları söylüyordu
:
"Muhterem hanımefendiler, beyefendiler. Üç
senedir yeni bir hamlede ve başarılmış
yeni bir işle huzurunuza çıkıyoruz. Üç
senelik dar ve kısa bir zamana
sıkıştırılmış olan bu işler şunlardır.
25 senelik, canlı ve muvaffakiyetli bir
hayatın hatıralarını taşıyan eski kulüp
binası, kaderin hain ve kötü bir tamahına
kurban olarak yandı. Simsiyah bir gecenin
sabahı kendimizi simsiyah bir kömür yığını
karşısında bulduk. Elimizde Fenerbahçe
isminden başka hiç bir sey kalmamıştı.
Yangından çok az zaman evvel fakir bir
kiracı olarak girdiğimiz bugünkü
Fenerbahçe stadına elimizde kalan enkaz
ile sığındık. Bu sene Fenerbahçe 26. yıl
dönümünü kutlarken yeni ve büyük bir
mazhariyete erdi.
Gazi hazretleri gençliğe ve Fenerbahçe'ye
büyük ve kıymet biçilmez bir iltifatta
bulundular. Heykellerinin Fenerbahçe
stadına dikilmesine müsaade ettiler. Bütün
Fenerbahçeliler aczimizle, bu aczi
mutlakla buna nasıl teşekkür edeceğimizi
bilmiyoruz. Bu heykelle bu saha yıkılmaz
ve dağılmaz bir kütle haline gelmiştir. Bu
topluluk, bütünlük ve birlik aynı zamanda
bütün memleketin bir sembolüdür de. Bu
heykel burada azmin ve tesanütün ve
disiplinin bir resmi olarak yükseliyor. Bu
heykele bakanın kalbi temiz ve yeni bir
hamle ile çarpar. Bu heykele bakan
bozguncu ve serkeş olamaz bu heykele
bakanın kalbi yenilmez ve yenilemez."
|
|